ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ

MUTLULUĞU ARAYIŞ

Bu masalın terapötik özellikleri;

Gönderme yapılan problemler; Mutsuzluk, ilgi eksikliği, sıkkınlık ve yalnızlıok

Geliştirilen Becerileri; Gülmeyi oynamayı ve eğlenmeyi öğrenme, arkadaşlıkların değerini keşfetme, mutluluğun doğasını düşünme

Ortaya çıkan sonuçlar; Her zaman istediğimiz şeyi alamayacağımızı bilme, mutluluğun sahip olduğumuz şeylerden daha fazlası olduğunu öğrenme.

 

Bir varmış bir yokmuş diye girelim söze… Herşeyi neredeyse herşeyi olan bir prenses varmış bir ülkede. Kocaman sarayda yaşayan bu prenses Kral ve Kraliçeden sonra ülkedeki üçüncü önemli kişiymiş. Elbette prenses olduğu için hayalini kurduğu her şeye sahipmiş. Hayal edebiliyor musun? Oyuncaklar, yemekler, hayvanlar… Bir şey istediğinde etrafındakilere söylüyor ve istediği şeye sahip oluyormuş. Kendisi için özel olarak yaptırdığı bir saray evi bile varmış. İçini Barbie ve Ken oyuncakları ile doldurmuş. Kendine ait bir bilgisayar odasında yalnız oynadığı oyunlar bir sürü oyun varmış. Varmış var olmasına ama bizim prenses hemen her şeye ilgisini kaybedip sıkılıyormuş.

Prenses bazı zamanlarda odasının camını açıp dışarıyı seyrediyormuş. Bir gün sokakta sek sek oynayan birbirlerinin peşinde neşeyle koşuşturan çocukların oynamalarını, sohbetlerini ve şarkılarını izlemiş.

‘Neden çocuklar böyle sesler çıkartıyorlar?’ diye sormuş dadısına.

‘Sanırım mutlu oldukları için’ demiş dadısı da.

Pencereden tekrar bakan prenses ‘Ben de mutlu olmak istiyorum. Beni ne mutlu eder?’ diye sormuş.

Dadı cevap veremediği bu soru karşısında zor durumda kalmış. Keşke prensesin dışarı çıkıp diğer çocuklar ile oynamasına izin verebilseydim, böylece prenses arkadaşlığı ve onlar ile oynamayı, gülmeyi, eğlenmeyi öğrenebilirdi diye düşünmüş.

Sonra hemen bir kraliyet dadısı gibi düşünmeye başlayıp Prensesin sokakta diğer çocuklar ile kar topu oynarken eğlenip eğlenemeyeceğini, suyun kenarında çıplak ayaklar ile yürürken belki de güzel kıyafetlerinin kirleneceğini, ayrıca çevredeki insanların bu durumu ne kadar önemseyeceğini düşünüp, zaten izin verilmeyeceğini bilerek güzel düşüncelerinin hepsini aklından silmiş.

Peki şimdi ne diyecekmiş prensesine? Prensesin sorusuna yanıt bulması gerekiyormuş. Düşünceli bir şekilde yere bakarken birden prensesin ayakkabılarını görmüş. Hemen aklına bir fikir gelmiş. ‘’ Eğer krallıkta yaşayan en mutlu çocuğu bulursak sen de onun ayakkabılarını giyersin ve onun adımlarını atarsın, böylece mutlu olmanın ne olduğunu öğrenebilirsin.’’

Prenses hemen krala gidip bir tabur askeri kraliyette yaşayan en mutlu çocuğu bulması için görevlendirmesini istemiş. ‘’En mutlu çocuğu bulduğunuzda bana derhal onun ayakkabılarını getirin’’ demiş askerlere.

Kralın adamları en mutlu çocuğu aramışlar, aramışlar, aramışlar. Prenses oyuncaklar dolu odasında heyecanla bir çift ayakkabıyı bekliyormuş. Saatler günlere günler haftalara döndükçe bu mutluluk nedir ki diye daha da heyecanla beklemeye başlamış. Her gün birkaç kez ‘’en mutlu çocuğu buldular mı, ayakkabılar nerede?’’ diye soruyormuş.

Bu bekleyiş prensesi çok meraklandırmış. Acaba en mutlu çocuğun ayakkabıları nasıldı? Kumaş mı, yoksa son  moda çizme mi ya da spor ayakkabı mı? Ne renkti? Pembe, kırmızı, mavi, sarı? Televizyonda gördüğü o ışıklı ayakkabılardan mı yoksa? Aklında ki bu sorular ile birlikte sabırsızlık içindeymiş prenses. Beklemiş, beklemiş, beklemiş…

Sonunda beklenen gün gelmiş. Askerlerin geldiğini gören prenses koşarak dadısının yanına koşmuş. Dadı ‘’ saygıdeğer prensesim, size hem iyi hem de kötü haberlerim var’’ deyince ‘’önce iyi haberi ver’’ demiş prense, büyük bir heyecanla.

‘Şey’ demiş dadı çekinerek, ‘Kraliyetteki en mutlu çocuğu bulduk’

‘Peki ayakkabılarım nerede o zaman, hemen giymek istiyorum’ demiş ısrarla prenses.

‘ Şimdi sıra kötü haberde’ demiş dadı. ‘ Kraliyetin en mutu çocuğunun hiç ayakkabısı yokmuş’

 

En Çok Okunanlar

Üste Git