ANNE & BABA

ANAOKULUNA BAŞLAMA YAŞI VE SÜRESİ NE OLMALI?


Çalışan annelerin de çalışmayan annelerin de ana sorunu çocukların yalnızlığı bu devirde. Apartman dairelerinde yapayalnız büyümeye çalışan çocuklar için artık anaokulu sosyalleşme yerleri haline geldi. Tamam çocuklarımız sosyalleşsin de onların oyun oynamaları, kendilik algılarının oluşarak paylaşım yapmaya başlamaları için duygusal, ruhsal ve bilişsel olarak belirli bir olgunluğa erişmesi gerekiyor. Peki o zaman çocuklarımızın anaokuluna başlama yaşı ve orda kalma süreleri ne olmalı?

Bir çocuğun hem fizyolojik hem de psikolojik olarak gelişme dönemleri bulunur. Bir dönemi tamamlamadan diğer döneme geçebilmesi mümkün olmamakla birlikte geride kalan döneme takılan çocuğun bir sonraki aşamayı algılaması da zor olabilir. Örneğin annesinden ayrılmayı tam anlamıyla sağlayamayan çocuk için anaokuluna başlama yaşı ayrılmayı sağlayan çocuğa göre daha ileride olmaktadır. Bu nedenle kişiye özgü olabilecek olan anaokuluna başlama yaşı her ne olursa olsun 3 yaşından önce olmamalıdır. Aslında çocuklar 4 – 5 yaşlarına kadar paylaşmayı bilemeyebilirler çünkü kendilik algıları ve benim diye sahip çıkmaları bu yaşlarda oturur. O nedenle sosyalleşsin kavramı 4 yaşına kadar gerekli değildir. Oyun kurma yaşlarının da bu yaşlarda yavaş yavaş oturmaya başladığını gözlemleyebilirsiniz. Parkta 3 yaşında bir çocuk diğerlerinin arasına rahatlıkla karışamaz ve sürekli sizi çağırırken 4 yaşından itibaren arkadaşları ile oyun kurmaya başlar. O nedenle bu yaşlarda bir çocuğunuz var ise paylaşımcı olmadığı, bencil olduğu gibi bir yargıya varmanız anlamsızdır.

4 yaş sonrası bir çocuk zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri için anaokulu gibi bir ortamda yarım gün kalması arkadaşları ile oynaması, bir öğretmen disiplini altına girmesi, birlikte yaşam kuralları ve oyun oynama ihtiyacının karşılanması adına önemlidir. Dil gelişiminin de kendi yaşıtları ile olan ortamda daha hızlı olduğu gözlemlendiğinden daha erken yaşlarda anaokuluna gönderilebileceği söylense de 3 yaş çocuğu için anneli oyun gruplarının tercih edilmesi daha uygun olacaktır. Çocuk duygusal olarak ihtiyaç duyduğu her anda annesine sarılabiliyor olması duygusal ihtiyacını karşılarken, rahatlamasını sağlar ve bilişsel olarak daha aktif olmasının önünü açar. 3 yaş öncesi anneli oyun grubu dışında zorunlu kalmadıkça çocuğun anaokulu ya da kreş gibi toplu bir ortama girmesi gerekli değildir. Eğer anne çalışıyor ve bu durum zorunluluk ise o zaman kendi yaş gruplarının olduğu bir ortam tercih edilmeli ve öğretmenleri ona göre seçilmelidir.

Anaokulu çocuğun yaşamındaki ilk gerçek sosyal deneyimidir. Çocuğun merkez olduğu bir ortamdan uzaklaşarak tüm ilginin onda değil sevginin paylaşıldığı, bekletilmeyi öğrendiği, bir düzen ve grup halinde hareket etmenin önemini öğrendiği bir ortamdır. Sosyal psikolojinin ana konusu olan insanın topluluk içinde nasıl hareket ettiğidir ve araştırmaları gösterir ki kendi benliğini tam olarak oturtmamış kişiler sosyal ortamlarda gerek kabul görmek, gerek onaylanmak gibi nedenler ile kendi fikirleri yerine başkalarının düşünceleri kabul ederek yaşamaktadırlar. Kişinin benliğinin anneden yavaş yavaş ayrıştığı ve ayrı kalmaya hazır olabildiği yaş ortalama ruhsal olarak 3.5 yaş ve sonrasıdır. Çocukların bu olgunluğa ulaşmalarından sonra da tam gün yerine yarım gün tercih edilmesi daha uygun olacaktır. Bir çocuğun sosyal de olsa güvenli ev ortamından uzun saatler ayrı kalması ve gün içerisinde anne ve babasını sınırlı zaman zarfında görmesi duygusal gelişine sekte vuracaktır.

Çocuklarımız öyle ya da böyle büyüsünler diye değil, sağlıklı yetişkin ortamlarda yetişsinler diye okullara gönderilmelidirler. Tam anlamıyla oturamamış eğitim sistemimizde devlet ya da özel okul, saat ya da daha fazla akademik gelişim yerine ilk bakılması gereken öğretmen ve çocuğumuzun okul ortamı ile kurduğu ilişkinin nasıl olduğudur.

 

En Çok Okunanlar

Üste Git