AİLE

BAĞIRSAKLAR RUH SAĞLIĞIMIZI NASIL YÖNETİR?

 

Hep bildiğimizin aksine depresif ya da mutsuzluk gibi hissettiğimiz duygularımızın ana kaynağı beynimizden ziyade bağırsaklarımız olabilir mi? İlk söylemde oldukça enteresan geliyor değil mi? Neden midemiz, karaciğerimiz değil de bağırsaklarımız? Yaklaşık 12 metre olan uzunluğuyla şimdiye kadar görevi anlamlandırılamamış, travmatik kazalarda bile geri kalan kısmının görevlerini icra edeceği düşünülen bu organımız aslında duygularımızın da ana kaynağı olarak ikinci beynimiz yerine geçebilir mi?

 

En başta stres olmak üzere, depresyon, kaygı bozuklukları, otizm, Alzheimer ve şizofreni hastaları incelendiğinde bağırsak florasındaki değişiklikler ilgi çekici. O nedenle bu hastalıkların tamamı zihinsel ya da beyin dokusuna bağlı demek zor hale geliyor. Ki zaten beynimiz ile vücudumuzun herhangi bir organından salgılanan hormon düzeyleri senkronize çalışarak aynı anlarda salınabildiğine göre vücudun her organının ayrı çalıştığını söylemek de imkansız oluyor. Bağırsaklarımızın doğalında bulunan probiyotik dediğimiz bazı yararlı bakterilerimiz bulunuyor. Bu bakteriler mayalı gıdalarda bulunurken yoğurt, turşu, kefir gibi bizim sindirim sistemimize de faydalı işler yapıyorlar. O nedenle bu gıdaları tüketmek kadar bağırsak dokumuzun kendisinde de bulunan bu küçük mikroorganizmaları korumamız gerekiyor. Çalışmalar gösteriyor ki bir aylık bu yararlı küçük probiyotiklerin dışardan alınımı sonrasında depresyon üzerinde etkili oluyor. O nedenle sindirimin ne kadar önemli olduğu görülürken, bağırsaklar da ikinci beyin ismini alıyor. O nedenle çok stresli anlarınızda zihninizde karşılaşmak istemediğiniz duruma dair ishal belirtileri ortaya çıkarken, kendinizi tutma, sıkma, hayata karşı savunma anlarında ise kabızlık belirtileri gösteriyorsunuz. Yani düşünceleriniz belki de en hızlı bağırsaklarınız da ortaya çıkıyor. Bunun sebebi belki de vücudumuzda bulunan 100 trilyon yararlı mikroorganizmanın %80 inin bağırsaklarda olmasından kaynaklanıyor olabilir. Belki de en büyük habercilerden birisi bu küçük yararlı canlılardır kim bilir? Bununla birlikte serotonin dediğimiz bize mutluluk veren hormonun üretiminin de beyinden çok bağırsaklarda olduğu bulundu. Aynı şekilde bağışıklık hücrelerimizin de. Yani sadece stres tek özelliğimiz olmaktan elbette ki çıktı. Bu nedenle dünya sadece stres üzerine kurulacak savaşlar değil yiyecek içecek savaşına döndü. Çünkü bağırsaklarımıza iyi bakmazsak depresyon ve benzeri hatta daha kötü ruh sağlığı hastalıklarını da beraberinde getiriyor.

Yaşamın daha keşfedemediğimiz çok aşaması olduğu apaçık ortada. Aslında kendi içimize baktığımızda keşfettiğimiz, ancak bilimsel çalışmaları beklerden zamanı biraz geriden takip ettiğimiz de. O zamana kadar ikinci beynimizi ve dolayısıyla beyin sağlığımızı, ruh sağlığımızı korumamız için yapmamız gerekenler sadece stresten uzak durmak değil elbet. Bu küçük mikroorganizmalara bakmak için onları yok eden ve bazı zararlı olanları çoğaltan hazır paket ürünlerden kaçınmak, GDO dediğimiz yapaylığa bulaşmamak olmalı. Bunun yanında beslenmemizde mayalı ürünlere de ağırlık vermeliyiz. Pastörize süt yerine doğal sütler, mayalanmış yoğurtlar, mayadan zengin kefir ve boza gibi içecekler ile birlikte muhteşem gıdamız turşuyu da soframıza koyarsak çözüme biraz daha kavuşabiliriz. Hazır gıdaların özellikle şekerin vücudumuzdaki yararlı bakterileri zararlı hale nasıl getirdiğini diğer yazımda anlatacağım.

En Çok Okunanlar

Üste Git