AİLE VE ÇOCUK

BAĞLANMA TÜRLERİNİN İLİŞKİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

 

İlişkilerdeki sorunların altında yatan nedenler…

 

Güvenli bağlanma annelik ile ilgili hep konuştuğumuz, her konuda karşımıza çıkan ilk konu. Ne desek ne yapsak güvenli bağlanma ile kesişiyor yollarımız. Peki ne olur güvenli bağlanamazsak? Güvenli olmazsa nasıl bağlanır ve kişiliğimizdeki etkileri neler olur?

 

Bir bebeğin dünyaya gelmeden önce bile annesi ile arasında oluşturduğu bu bağ hayatına yön verecek olan bağdır. Bu güvenli ya da diğer bağlanma türlerinde de olsa kişiliği ve yaşantısı bu temel üzerine oturur. Kişilere davranışı, insanları algılayışı, hayata anlam verişi, sosyal çevresi ile ilişkisi herşey bu temelden gelir. Anne ile bebek arasında güvenli bağlanma dışında iki tür daha bağ kurulabilir.

 

Güvenli Bağlanma

 

Güvenli bağlanmaya sahip bireyler, eşlerine kolaylıkla yaklaşabilir ve onlara bağlanmaktan mutludurlar. Terk edilme ve insanların orda onlara istediğinden daha fazla yakınlaşmaları gibi bir kaygıları yoktur. Uzun süreli ilişkiler kurabilir hatta özellikle uzun süreli eşlerle yaşanan ilişkilerden hoşlanırlar. Hem kendilerine hem de diğer insanlara duydukları saygı ve güven esastır. Çok rahat sosyalleşirler ve stres altındayken de sosyalleşerek rahatlarlar. Kendilerini açmaktan ve diğer insanların da kendilerini onlara açmalarından hoşlanırlar. Kişilerarası ilişkilerde olumlu, iyimser ve yapıcı bir tutum sergilerler. Diğer bağlanma durumlarına göre daha az oranda fiziksel rahatsızlıkları ve ölüm korkuları olur. Empatiktir ve daha affedici davranırlar.

Kaygılı – Kararsız Bağlanma

Kaygılı ya da kararsız bağlanan bireylerde çoğunlukla eşlerine onların olduğu orandan daha fazla oranda yakınlaşma ihtiyacındadırlar. Bununla beraber eşlerini de kendilerine yeterince yakın olmamakla suçlarlar. Terk edilme korkusu bu bağlanma stilinin en önemli özelliğidir. İlişkilerini derin yaşarlar ancak çoğu kısa sürelidir. İlişkilerinde sürekli beklentilerinin karşılanmadığı duygusu ve doyumsuzluk vardır. Eşlerinin davranışlarına da kötümser bir duygu ile bakarlar. Buna rağmen yoğun bir biçimde eşlerine odaklıdırlar ve eşlerini kontrol etmeye çalışırlar. Bu bağlanma stilinin diğer belirgin özelliği duygusal iniş çıkışlarıdır. Karşı cinsin duygusal ifadelerine ve beden diline aşırı duyarlıdır. Bu bağlanma türünde cinsel yaşamdan ziyade sarılıp uyuma isteği vardır. Cinsel ilişkileri, duygusal yakınlık ihtiyacı, onaylanma, eşten destek ve eşlerin öfkesinden korkma gibi nedenler etrafında şekillenir. Terk edilme korkusu her alanda kendini göstermektedir.

 

Çeşitli alanlarda başarı hayalleri kurarlar, ancak belirli bir performansı gerçekleştirmekte güçlük çekerler. Yeme bozukluklarına eğilimlidirler. Bir kayıpta (ölüm, boşanma, ayrılık vb. ) çok yoğun bir acı yaşarlar. Kendilik saygıları da çoğu zaman değişkendir. Kimi zaman kendilerini iyi kimi zaman ise yetersiz hissederler.Ebeveynleri ile sürekli bir tartışma içindedirler. Onları adaletsiz olarak değerlendirirler. Kaçınan bağlanma türü kadar olmasa da reddedilme duyguları vardır ve sosyal ilişkilerinde bu durum onları ele geçirebilir. İçlerinde var olan bu beğenilmeme, reddedilme ile ilişkilerinde de güvensiz ve kıskanç bir insan modeli olurlar. Kişiler arası ilişkilerinde anlamsız öfkeleri vardır. Ayrılık ve ölüm korkusu belirgindir. Bu korku karşı taraf onu terk etmeden onları terk etmeye götürür.

iliski

Kaçınan Bağlanma

Kaçınan bağlanma sitilindeki bireyler, eşlerine güven duyamazlar. Aksine insanların kendilerine bağlanmış olduğu duygusu onlarda gerginlik yaratır. İlişkilerine son derece sınırlı yatırım yaparlar. Bir aşk olmadan da cinsel ilişki yaşayabilirler hatta bir aşk durumunda yaşadıkları cinsel ilişkilerde de başkalarını düşlerler. Duygusal yakınlık içeren cinsel ilişki biçimlerinden de kaçınırlar. Ebeveynlerini reddedici ve azarlayıcı pozisyonunda görürler. Kendi kendine yetebilme duygusunu zorlayarak yaşarlar. Belirli bir tutumlarını değiştirmek oldukça zordur. Her türlü sosyal ihtiyacı gereksiz ve sıkıcı bulurlar. Bu nedenle stres altındayken de yalnız kalmayı tercih ederler. Hatta stres altındaki insanlardan da uzak kalmak isterler. Burda bir yere ait olma isteği yoğun biçimde vardır ancak reddedilme duygusu öyle ağırdır ki içlerinde bu duyguyu yaşamamak için sürekli kaçarlar.

 

Kendilerini açmazlar ve başkalarının da açmasından rahatsız olurlar. Sosyal ilişkilerini hatta eşe yakınlığını karşısındakinden bir takım ödüller almak amacıyla kurarlar. İlişkilerini de olumsuz bir biçimde hatırlama eğilimi gösterirler. Bağlanma türleri arasında en az ebeveyn olma isteğine sahip olan ve olduğunda da bundan en az oranda doyum sağlayan gruptur. İnsanlara karşı aşırı duyulan öfke eşte had safhaya ulaşır. Böylece kendilerinden daha fazla oranda yakınlık beklenmesini bastırmış olurlar. Çocukluk dönemi hatırları yok gibidir. Hatırlamakta güçlük çekerler. Üzüntü veren hatıraları reddedilmişliği mutluluk veren hatırlar ise fazla yakınlığı içerdiği için şu andaki bilinç ile bastırılmakta ve yok sayılmaktadır. Özellikle bir kayıp sonrası en fazla oranda bedensel şikayetleri baş gösteren gruptur.

En Çok Okunanlar

Üste Git