BEBEK EĞİTİMİ

BEBEKLERİN HERŞEYİ AĞZINA ALDIĞI DÖNEM : ORAL DÖNEM NEDİR?

 

Freud ‘ un zihnimizi keşfetmesi onu adlandırmasıyla birlikte bizde kendimizi daha iyi anlamaya başladık. Bebeklerimize bu gözle baktığımızda Freud ‘ un kavramıyla ilk dönemleri olan oral dönemi ve dönemin özelliklerini de daha iyi anlarız. Peki nedir bebeklerin zihnindeki oral dönem?

 

BEBEKLER NEDEN HERŞEYİ AĞZINA ALIR?

 

Bebekler annelerinin güvenli ortamından ayrılıp dış dünyaya geldiklerinde henüz vücudunu ve geldiği ortamı tanımamaktadır. Tanışmaya başladığı ilk nesne annesi ve annesinin dokunuşlarıdır. Ve bu küçük canlıların temel hareketleri oldukça azdır. Yenidoğan refleksleri dışında verebileceği herhangi bir tepki yoktur. Bu noktada bebeğin ilk tanıştığı nesnenin meme olması ve onu ağzıyla algılaması sebebiyle dünyayı ağzıyla algılamaya çalışır. Kendisini de ağızdan ibaret sanar. Her şeyi ağzına almaya çalışır çünkü tanımak için tek bildiği yol budur. Doyumu sağladığı ve hazzı veren bölgesi ağız çevresidir. Bebeklerin herşeyi ağzına sokmasının sebebi bu dönemden kaynaklanmaktadır. Yenen kablolar, babaların burunlarını ısırmalar… İste bu doğduktan sonraki ilk 12 – 18 ayını kapsayan döneme oral dönem yani ağızcıl dönem denir.

babyoral

ORAL DÖNEM SORUNLARI

 

Bu dönem ayrıca emzirme dönemidir. Bebek alma ve verme kavramını bu dönemde kavrar. Bu nedenle bebeğinizi emzirmeniz kadar nasıl emzirdiğiniz de ayrıca önem taşımaktadır. Bebeğin emzirilme olgusundan ne uzak kalması ne de bu dönemin uzatılması doğru değildir. İki durumda da çocuğunuz hayatındaki ilk dönem sorunlarını farklı şekillerde yansımalarla gösterecektir. Bu yansımalar genelde sigara ihtiyacı ya da yemek yeme ihtiyacı olarak karşımıza çıkabilir. Oral yeme bozukluklarının ilk sebeplerinden birisi bu dönemde yaşanan bir problem olarak karşımıza çıkar.

 

ORAL DÖNEM KİŞİLİK OLUŞUMUNDA NEYİ İFADE EDER?

Bu dönem umudun, inancın, temel güven duygusunun ve sevginin belirleyicisi olarak kabul edilmektedir. Çocuğun bu dönemde kazandığı ilk toplumsal işlev, almak, almayı bilmek ve elde etmektir. Yani çocuk kendisine anne tarafından verilen şeyleri alırken, toplumsal anlamda almayı da öğrenir. Çocuk kendisine veren kişilerden verilmiş olmayı da değerlendirerek “vermek-verebilmek” yetisini kazanır. Sürekli bakım veren kişinin (anne ya da sürekli bir bakıcı) bebekliğin ilk aylarındaki eksikliği, çocuğun motor, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişiminde önemli aksamaya ve yetmezliğe, hatta geriliğe yol açabilir. Oral dönemde çevresel koşullara ve biyolojik yapıya bağlı olarak, aşırı doyurulma ya da aşırı doyumsuzluk içinde kalma yüzünden çocuk sonraki dönemlerine ilerleyemeyebilir. Bu nedenle yetişkinlik yaşamında da oral dönem özelliklerine fazlaca tutunabilir. Aşırı ağızcılık (oburluk), aşırı bağımlılık, alıcılık, edilgenlik baskın olursa bu davranış özellikleri oral saplanma belirtileri olarak yorumlanabilir. Oral dönemde ciddi sorun yaşayan bireyler içlerini hep dolduramadıkları bir boşluktan bahsederler. Nesnelere bağlanırken aşırı bağlanma ve bağlandıktan sonra da onları kaybetme kaygıları yüksek düzeydedir. Aynen bir bebeğin anneye bağlanıp onu kaybetmek istememesi gibi. Bu temel güveni geliştirememiş bireyler, temel güvensizlik duygularını örtebilmek için yoğun bir efor harcarlar ve nesneleri hep ellerinde tutmaya çalışırlar.

 

Bu dönemde en önemli hususlardan birisi de çocuğun ilk kendilik çekirdeğinin oluşmasıdır. İradesi olmayan bebeğiniz itaat unsuru olarak gördüğü ebeveynlerin ağzına almasına izin vermediği nesneler için sorgulamaz, ancak bu engellenme ileriki dönemler için hafızaya yazılır. Ayrıca ağzına almaması gerektiğini gerçekten düşündüğünüz şeylerde panikle hayır denmesi çocuğun daha çok ilgisinide çekecektir.

 

 

Bebeğin 12. Aylarında ayağa kalkması ile birlikte algısı ve dünyayı görüşü değişmiktedir. Bu da oral dönemden çıkışına tekabül eder. Bebeğinizin temel güven duygusunu oluşturduğu ilk dönem hayatının en önemli zamanlarındandır.

 

 

 

 

 

En Çok Okunanlar

Üste Git