AİLE VE ÇOCUK

ÇOCUKLA İLETİŞİMDE BEN DİLİNİN ZARARLARI NELERDİR?

 

Nedir bu ben dili – sen dili ? Herkes konuşurken zaten kendini söylemez mi? Dediğinizi duyar gibiyim. Farkında olmadan kurduğumuz o kara çok cümle var ki ben ya da sen dili kalıplarını içeren. Birlikte bakalım nedir bu dil kalıpları ve çocuktaki yarar ve zararları?

 

Kişi kendi duygularını ve kendinden bahsederek bir cümle kuruyorsa işte orda bir ben dili vardır. Sen dili ise senin yaptıkların ve sana ait olanlardır. Sen dilini genelde öfke ve suçlamalarda kullanırlar ve ne kadar yıpratıcı olduğu tartışılamaz. Yetişkin ile konuşulurken mutlaka ben dili kullanılmalı, özellikle öfke kontrolünde mutlaka ben ortaya çıkartılmalıdır. Bir çok kişinin kullandığı dil kalıbı farkında olmadan da olsa ben dilidir. Yani önemli olan benim. Yetişkinlerde bu durum işe yarasa da çocumta tam tersi olmaktadır. Çünkü çocukta önemli olan zaten ilk siz ve sizin öğretileriniz olduğu için çocuğu ters yönlendirir. Örneğin “ Yemeği yemezsen çok üzülürüm “ gibi. Yani sen yemeğini yemezsen ben çok üzülürüm, senin gelişimin değil benim üzülmemem önemli. Çocuk için ise tek şey var. “Annem üzülmemeli” Annesi üzülmesin diye yiyor, annesi üzülmesin diye sessiz kalıyor. Çünkü annenin duyuları ondan daha önemli. Çocuğun içinde bulunduğu duygu ne olabilir bu durumda? Tabiki kendini değersiz hissediyor. O annesi ve annesinin istekleri için var. Annesini üzen çocuk olarak kendini daha da değersiz kabul ediyor. Annesini üzen bir çocuk iyi biri olamaz değil mi? Bu da yetmiyor bir de burdan şu anlam çıkıyor. Demek ki hissettiklerimiz başkalarına bağlı. Duygularımızı başkaları yönetiyor. Küçücük bir kelime çocuğu durdurmak için ancak ne kadar çok anlam taşıyor değil mi?

Öfkeli Ebeveynler , Öfkeli Çocuklar

 

Çevrenizdeki anne çocuk ilişkilerine bakın bir çok anne duyguları ile çocuğu kendine bağlamıştır. Bu yüzden anneye aşırı kızar, öfkelenir uzaklaşınca da aşırı sevgilerinden bahsederler. Çünkü anne üzüntü ve hastalık gibi çocuğun hislerini kullanmış oluyor çoğu zaman. Çocuk dış dünyaya bağlı bir dünya oluşturuyor kendince. “Başkalarını üzme seninde duyguların başkalarına bağlı çok fazla iletişime geçme. “

 

Peki öğrendiğimiz bu dil kalıbından nasıl uzaklaşabiliriz ? Duygularımızı ifade etmek güzel şey ancak çocuğun önüne engel koyucu şekilde değil. Benim kanaatimce çocuğu durduramayacağınız şeyler için aşırı çaba göstermeyin. Örneğin siz izin vermediğiniz için sizden gizlide atlayacağı bir kanepeden atlamaması için aşırı çaba gösterip defalarca uyarmanıza, bağırmanıza, başında beklemenize ne gerek var? Öncelikle kendinizi yıpratıp sonrada hem çocuğu engellemenizle hem de sözlerinizle kırıyorsunuz. Önüne bir yastık atın. Bence bir kere de hafifçe düşmesine izin verin. Sonrasında kendisine sorun. “ Neden atlamak istiyorsun? “ Mutlaka bir çünküsü vardır. Sebebini onaylayarak devam edin. “ Peki düşersen bu eğlence yarıda kalmaz mı? “ Kendisinin düşünmesine olanak sağladınız ve bu oyunu kendi kararına bıraktınız. Hem de böylece sizde aşırı stresten kurtulmuş oldunuz. Hem dil kalıbımızı düzelterek çocukla olan ilişkilerimizi olumlu etkiledik, hem de sinir sistemimizi.

 

Küçücük dokunuşlar ile farkında olmadan yaptığımız davranışların değişmesi kelebek etkisi gibi etkiler bırakabilir. Denemeye değmez mi?

yemek-cocuk

En Çok Okunanlar

Üste Git