AİLE VE ÇOCUK

ÇOCUKLARI BEKLEYEN ÇAĞIN HASTALIĞI : ŞEKER BAĞIMLILIĞI NEDİR?

 

 

“ Canım çok tatlı istiyor “ diyerek gecenin bir yarısı buzdolabını açanlardan mısınız? Ya da yastığınızın altında, çantanızın en gizli köşesinde zor zamanlar için saklanan bir çikolatanız mı var? Peki bizi bu tatlı yeme arzusunu dürten şey nedir?

Şeker Bağımlılığı Nedir?

Psikolojik olduğu düşünülen şeker bağımlılığının araştırmalara göre fizyolojik etkenlerinin de olduğu ispatlandı. Deneyler günlük alışılan şeker miktarı kesildiğinde yoksunluk krizi yaşandığını gösterdi. Fiziksel mekanizma olarak yemek yediğimizde tüm duyu iletimlerini sağlayan sinir hücreleri için gerekli glikoz bağırsaklardan emilerek kana karışır. Ve bu iletimin sürekliliği için glikoza ihtiyaç vardır. Bu nedenle yiyeceklerde var olan doğal şeker ile ilişkimiz daha doğuştan başlar. Yenidoğan bebekler tatlıyı diğer tatlara tercih ederler. Ve şekerin tadı bile beynimizin daha verimli çalışmasına sebep oluyor. Yapılan araştırmalarda şekerle tatlandırılmış su içen bireylerin, tatlandırıcı ile su içen bireylere göre zeka testinde daha verimli oldukları ortaya çıktı. Günümüzdeki sorun ise rafine şekerin fazlasıyla kullanılıyor olması. Hekimler erken yaşta tatlıya eğilimleri gelişmesin diye artık ebeveynlere bebeklerine tatlı şeyler vermekten sakınmalarını öneriyor.

 

Şeker mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin hormonunun salgılanmasını tetikler. Şekerin verdiği bu ani keyif duygusu kendimizi ödüllendirmede ve rahatlatma yöntemlerinde neden tatlıya başvurduğumuzu açıklar. Fakat bu şekerli gıdaları tüketme işi aşırıya kaçarsa kandaki glikoz seviyesini normale çekmek için insülin artışı olacaktır. Bunun sonucunda da yaşanan şeker çöküntüsü daha fazla tatlı yeme arzusunu kışkırtarak şekere bağımlı hale gelinir.

 

GÜNLÜK ALMAMIZ GEREKEN ŞEKER MİKTARI NEDİR?

 

Günlük beslenmemize katılacak asıl miktar toplam gıdalardan aldığımız enerjinin % 10 undan fazlasını oluşturmamalıdır. Tabii ki bu veri yaşa, kiloya, ve aktiflik durumuna göre değişebilir. Ancak ortalama veri erkeklerde günde 70 gram, kadınlarda ise 50 gramı aşmaması yönünde. Bir diğer veri ise, 50 gram şekerin 13 tatlı kaşığı toz şekere, iki kutu meşrubata, sekiz çikolatalı bisküviye eşdeğer. Hazır paket ürünlerde ise 100 gramında 15 gram şeker barındıran bir işlenmiş gıda aşırı şekerli, 100 gramında 5 gram barındıranı ise düşük şekerli olarak sınıflandırılabilir.

 

Birçok araştırma ve bilimsel çalışmaya göre, şeker bağımlılığı en az alkol ve uyuşturucu bağımlılığı kadar tehlikelidir. Daha fazla şeker yemenin obezite ve diş çürümelerinin yanında, artan ruh sarsıntıları, hazır paket ürünlerin aşırı tüketimi ile sağlıksız beslenme ve sonuçları, baskılanmış bağışıklık sistemi ve şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp, hiperaktivite gibi hastalıkları da beraberinde getirir.

ŞEKER BAĞIMLILIĞI TEDAVİSİ

 

  • Paketlenmiş ürünlerden uzak durun.
  • Gün boyunca bol bol su için.
  • Üç öğün yemeğinizi mutlaka yiyin ve her yemekte protein alın. Çünkü protein basit karbonhidrattan daha yavaş sindirildiği için sizi daha uzun süre tok tutar.
  • 3 hafta boyunca en sevdiğiniz tatlıyı yemeyi bırakın. 3 haftanın sonunda, tat almanız değişecektir, tatlıya karşı olan iştahınız eskisi gibi güçlü olmayacaktır.
  • Atıştırmaya karşı direnin. Eğer gerçekten durduramıyorsanız meyve ile isteği bastırın.
  • Yürüyüş, egzersiz ve uyku bağımlılığın çözülmesinde etkilidir.
  • Hangi stresli anlarınızda şekerli gıda yediğinize dikkat edin ve kendinize başka rahatlama yöntemleri edinin.

seker-bagimliligi

 

 

 

 

 

 

En Çok Okunanlar

Üste Git