AİLE

ÇOCUKLARIN YANINDA KONUŞTUKLARINIZA DİKKAT!

Biz büyükler bazen yaşadığımız durumlar, bazen de içimizdeki öfke ile birlikte söylediğimiz sözlerin farkında olmayabiliyoruz. O anda içimizdekini boşaltıyoruz belki ama ortamda bulunan saf ve tertemiz beyinler nasıl etkileniyor, hiç bunu düşünüyor muyuz?

Ne yazık ki hiç sanmıyorum. O an sadece kendimizi düşünüyoruz! İçinde bulunduğumuz keyif, neşe ya da üzüntü durum her ne ise onu paylaşmak adı altında anlatıyor da anlatıyoruz. Anlattıkça rahatladığımızı düşünerek cümlelere dikkat etmiyoruz. Bizim bilinçli olarak konuştuğumuzu sandığımız kelimeler çocuklarımızın da sadece bilinçlerini mi etkiliyor acaba? Siz halası hakkında konuşurken o aldıkları ile sadece halasının iyiliğini ya da kötülüğünü değerlendirebilecek algıya sahip midir? İnsanoğlu iki katmandan oluşur, bilinç ve bilinçdışı. Ve çoğu zaman konuştuklarınız ya da yaptıklarınız hatta algılarınız bilinç düzeyinde değil bilinçdışınızdan etkilenir. Ve bir insanın bilinçdışını etkileyen en önemli etken 7 yaşına kadar yaşadıkları, hissettikleri, duyduklarıdır. Bu nedenle çocukluk önemlidir, tertemiz bir beynin yeniden yazılmasıdır. Bir bebek dünyaya geldiğinde sevgisizlik sözleri ve davranışları ile yetiştiği bir ortamda ana teması değersizlik olacaktır. Bu nedenle de hayatı boyunca duyduğu her eleştiride kendi değersizliği ile boğuşacaktır. Hatta kendine ait duyduğu her kelimede değersizliğini tekrar edecektir. İşte bu duyguların hemen hemen hepsi 7 yaşına kadar oluştuğundan bizim yanında konuştuklarımıza, izlediklerine, bulunduğu ortamlara dikkat etmemiz gerekir. Çünkü çocuk herşeyin çok açında farkında olduğu gibi, sizin başkası ya da onun adına kurduğunuz cümleleri de kendi üstüne alarak kişiliğine katabilir.

Ergen danışanlarımdan birinin yaşadığı sosyal fobinin ana sebebinin annesinin komşu günleri esnasında başkaları hakkında konuşması çocuğun diğer insanlar ile empati yapmasına neden oluyor. Hissettiği hisleri kendi adına hissetmemek için de bugün başka insanlar ile diyalog kurmaktan kaçınması üzerine annesi tarafından karşılaştığı tepkiler üstüne tuz biber oluyor ve iş iyice içinden çıkılmaz hale geliyor. Ana sebep olmasaydı da belki çocuğun sosyal fobisi olacaktı ama bize hiçbir şey katmayan dedikodu gibi bir çıkmazın çocuklarımıza en görülebilir etkisi bile oldukça zarar verici. Bunu yanında söylenen sözleri de çocuk üstüne alabilir, bilinçdışı bu noktada karışıp anlattığınız bir korku hikayesini sanki kendi yaşıyormuşçasına canlandırabilir. Bugün biliyoruz ki hayal dünyası bu kadar geniş çocukların hangi kelimeye dair neler ürettikleri yetişkinliğinin yapıtaşlarıdır. Ne konuştuğunuz ne dediğiniz neyi neden anlattığınız hem size hem de çocuğunuza fayda sağlamadığı sürece hayatınızın zamanını boşa harcıyorsunuz demektir.

Çocuğun en önemli rol modeli olan sizler ne yaparsanız aynısını yetiştireceğinizi unutmayın! Siz bugün mutlu ve huzurluysanız başkasına duyduğunuz öfke ile yaşamaktan ve içinizde tuttuğunuz o öfkeyi çocuğunuzun yanında bağıra bağıra anlatmaktan küçük bir sizi oluşturmaya devam edebilirsiniz. Huzursuz bir hayatı yaşamaya mahkum ettiğiniz çocuğunuzun yarın öbür gün hesap sormasına da hazırlıklı olun. İnsan ancak ve ancak sevgi ile beslenerek huzurlu ve güçlü olur. Kendini korumayı, başarabilmeyi, motivasyonunu hem içinde bulunduğu ortamdaki hareketlerden hem de sözlerden hissetmelidir. Bu nedenle iki dudağınızın arasından dökülen kelimelere dikkat etmeniz sizin geleceğinizdir!

En Çok Okunanlar

Üste Git