AİLE VE ÇOCUK

DOKUNMANIN SİNİR UÇLARINA KADAR YAYILAN BÜYÜLÜ ETKİSİ

 

Yenidoğan bebeğinizin yumuşacık tenine dokunmak sonsuz bir huzur kaynağı değil mi? yanağınızı yanağınıza değdirmek, uyumadığında, gazı olduğunda onu göğsünüze yaslamak… Bebeğinizi rahatlatan size muhteşem duygular yaşatan dokunuşlar aranızdaki ilk iletişim dilidir. Bu iletişim dilinin doğru kullanılmasının önemine birlikte değinelim.

 

Sinirlerin çoğunun duyu sinirleri olduğu vücudumuzda deri en önemli duyusal uyarımı sağlar. Bu sayede basınç, sıcaklık ve ağrı hislerini algılayabiliyoruz. Dokunma ve okşama ile sinyaller hazza, sevgiye, güvene ve yaşam enerjisine bağlanıyor. Bir insanın eline dokunmak, koluna değmek ya da saçını okşamak tüm sözcüklerden daha anlamlıdır. Bir çocuğun en önemli besini kucaklamak, sarılmak, elini tutmak ve okşamaktır. Emzirmenin asıl önemi de anne ile bebeğin tentene temasından gelmektedir. Emziremeyen annelir için dokunmayı sağlamak adına biberondan anne göğsüne gelen sistemler üretilmiştir. Çoğu canlı türünde yavruları kendilerini yeterli gelinceye kadar anneyle ten tene temas içinde yaşarlar. Doğum anında tentene temasın önemi burdan gelmektedir. Bir çocuğun beslenmesi, bakımı tam olsada sevilmesi ve sevildiğinin gösterilmesinden yoksun oluşu bir çok psikolojik problem yol açar. Örneğin, bir bebeğin tüm bakımını kurallara gore tam sağlayan bir annenin çocuğunun ilerleyen yaşlarda sosyopat olduğu görülmüştür. Sevgiden yoksunluk şiddete yakınlık demektir.

 

SEVGİNİN İLK VE EN GÜZEL DİLİ DOKUNMA…

 

Çocuklar belli şeyleri ilk once dokunsal olarak algılamak, tanımak ve hissetmek isterler. İlk kez gördüğü birşeyi once eline alır, fırlatır ve ne işe yaradığını anlamaya çalışır. Yabancı olan tüm nesneleri dokunarak öğrenir. Ancak bu esnada bir çok çocuk çevredeki kişiler tarafından engellenmeyle karşılaşır. “ Elini hiçbir yere sürme “ “ elin kolun rahat dursun “ gibi telkinler çocuğun dokunma ve algılama ihtiyacına ket vurur. Bu tarz telkinlerin çokluğu çocukların kendini ifade edemeyen ve kendine güvenemeyen bireyler olmasına nedenolur. Çocuk doğal olarak merak edecek ve tanımak isteyeceği nesneye dokunacaktı. Dokunmaktan engellenmesi ve otorite olarak gördüğü ebeveynler tarafından engellenmesi hayat boyu engellendiğinde mücadele etmemesine sebep olabilir.

 

Çocuğun en çok dokunmak istediği nesne annesidir. Annesine dokunarak onun teninin sıcaklığını hissetmek, dokunmak için yaklaştığında teninin kokusunu duymak çocuğa güven duygusu kazandırır. Annenin sevgi dolu dokunuşları bebeğin dünyayı daha iyi algılamasını sağlar. Bağlanma teorisi de dokunmanın güven ve huzur veren bir yatıştırıcı olduğu tezine dayanır Dokunsal temas içinde yetiştirilen çocukların ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde depresyon veya psikolojik rahatsızlık yaşama ihtimalleri oldukça düşüktür. Tensel temas içinde yetiştirilen çocuklar iletişime çok daha fazla açık olurlar, sevgi dolu olurlar ve sevgilerini göstermek konusunda hiçbir zorluk çekmezler. Dokunma ile uyarılması ve gelişimine de katkıda bulunması açısından masaj en etkili yöntemlerden biridir. Dokunmanın verdiği güven hissi bebeğinizin huzursuzluğunu da azaltır. Farklı kültürel ortamlarda yapılan bilimsel çalışmalar gösteriyor ki anne babası tarafından sıkça okşanan, dokunulan bebekler daha ılımlı olurlar ve ağlama süreleri diğer bebeklere kıyasla daha kısadır. Pek çok farklı kültürde bebeklerin uyumasını kolaylaştırmak için onlara masaj yapılması eski bir gelenektir. Ayrıca yine araştırmalar gösteriyor ki ebeveynleriyle daha sık ten temasında olan bebeklerde kendilerini idare etme yetisi daha erken ortaya çıkabilir.

 

 

Eğer çocuklarımızın sevgi dolu, iletişime açık ve kendilerine güvenen birer yetişkin olmalarını istiyorsak her fırsatta onlara dokunmalı , ebeveynlerine dokundurtmalı, sevgimizi ve sıcaklığımızı hissettirmeli ve dünyayı tanımalarına izin vermeliyiz.

 

 

 

 

 

En Çok Okunanlar

Üste Git