AİLE

DUYGUSAL YEME BOZUKLUĞU

 

 

Bazı literatürlerde tıkınırcasına yeme bozukluğu olarak da geçen duygu durumuna göre yeme düzeninin olduğu rahatsızlığa verilen isimdir duygusal yemek bozukluğu. İsmi aslında herşeyi açıklıyor olsa da kişinin sürekli yemek yeme ihtiyacı duyması, tokken  bile yemek yemeye devam etmesi en bariz belirtileridir.

KİLO VEREMİYORUM…

Kilolu insanların bir çoğunda fizyolojik bir rahatsızlık olmadan duygu durumlarına göre yemek bozukluğu bulunur. Ancak onlar sürekli kullandıkların ilaçların ya da hastalıklarının arkasına sığınırlar. Karınları tıka basa dolu olmasına rağmen koridorda gördükleri yarım gofreti bile düşünmeden yerler. Çünkü midelerine gönderdikleri şey o anda dürtülerini baskılar. Çoğu zaman yedikleri miktardan dolayı tadını alamasalar da ağız yoluyla aldıkları o besin sayesinde alamadıkları sevgiyi aldıklarını düşünürler. Çok garip değil mi yediğimiz besinlerden böyle bir hissi almaya çalışmak? Ama bunun içindeki korkusunu bağırarak anlatmaya çalışan öfke kontrol bozukluğundan pek de bir farkı yoktur. Burada da içindeki isteğini ortaya değil içine atan ve bu isteği yemek ile bastırmaya çalışan birey çıkar karşımıza. Neden ille de alamadığımız sevgi diyorsanız? İnsanın hayatta ilk hissetmek istediği ve her daim içinde huzur bulduğu şey koşulsuz sevgidir. Yargılanmadan, düşünülmeden ya da bir beklenti olmadan sevilmek… İşte hayatının ilk yıllarında da Dünya’yı ağzıyla tanıyan bir bebeğin bu keşfi esnasında yaşanan sorunlar tıkanırcasına yemek yemenin ilk nedenlerinden biri olabilir. Sadece emme dönemine ait değil daha sonraki dönemler de alamadığını hissettiği sevgi onu aşırı yemeye itiyor olabilir. Özellikle tatlı yeme isteğini durduramama şikayeti ile gelen danışanım ile konuşurken ‘’yerken ne hissediyorsun’’ diye sordum. ‘Boğuluyorum’ dedi. ‘Aslında yemek istemiyorum ama tıkıyorlar sanki ağzıma ve ben bunu bitirmek zorundayım. Ellerimi kıpırdatamıyorum, ayaklarım çok sıkı’ diyerek fiziksel belirtilerini de verdi. Uzunca bir çalışmadan sonra anlattıklarına göre sürekli kundaklanan ve yemesi için zorlanan bir bebekmiş. Ama bunu çalışmada keşfettikten sonra farkedip ancak hatıralarına getirdi. İşte bir insanın doğduğu ilk andan beri zihninin kayıt altında olduğunun en güzel kanıtı. Belki siz hatırlamadığınızı zannediyorsunuz ancak bedeniniz aldığınız ya da alamadığınız sevgiden tutun da, zorla yedirilmenize kadar hatırlıyor. Ve size daha güzelini anlatmalıyım ki bu danışanım 2 seans sonrasında şekeri tamamen hayatından çıkarmış olarak geldi yanıma. Cildi güzelleşmiş, ruhu sakinleşmiş ve huzur bulmuştu sanki. Artık ellerini kollarını oynatabiliyordu. Artık ne zaman ne yiyeceğini biliyor ve bütün gün ne yesem diye düşünmüyordu.

Ne yazık ki duygusal yemek bozukluğunda kişi önce yemeğe yönelir, onun için öğün kavramı yoktur her an her yerde yiyebilir. Sonra yedikleri yüzünden suçluluk hissiyle boğuşmaya başlar ve bunu da atlatmak için tekrar yemeğe yönelir. Bu kısır döngü zamanla hastalıkları hastalıklar ilaçları ilaçlar daha çok kiloyu beraberinde getirir.

 

Demem o ki insanoğlu muhteşem bir varlık, muhteşem bir yaradılış. Bütün sorunların çözümü kendi içinde. Son noktaya gelmeden bir şeyleri çözmek mümkün. Yeter ki iste ve dile! Alamadığın sevgi ne bir paketin içinde ne de bir kaşığın ucunda! Cem Yılmaz’ın dediği gibi ‘’İÇİMİZDE’’ Yetişkin olarak böyle çocuklarımızda ise bir anne olarak içine yükleyeceğimiz sevgide.

En Çok Okunanlar

Üste Git