AİLE

HASTA ÇOCUKLARA HİKAYELER

 

Terapötik Özellikleri

  • Hastalık
  • Korku
  • Yalnızlık
  • Alışılmadık Tedavi Yöntemleri

Geliştirilen Beceriler

  • Sevilen kişiler ile ilişkileri değerlendirme
  • Bilgi istemeyi öğrenme
  • Hayal gücünü faydalı bir şekilde kullanma
  • Olumlu düşünceler kurmayı öğrenme
  • Uygun mücadele stratejilerini öğrenme

Size Ayşegül’ün hikayesini anlatmak istiyorum. Ayşegül Doktor kötü bir hastalığa yakalandığını söylediğinde çok korkmuştu. Annesinin ağladığını ve babasının da onu rahatlatmaya çalıştığını görünce korkusu daha da artmıştı. Annesi ile babasının amcasının hastalığı hakkında konuştuklarını hatırlıyordu ve onun öldüğünü de ne yazık ki hatırlıyordu. Çevresinde de kendisi gibi bir çok çocuk hasta olmuş yatıyordu. Ancak bir çoğu ne olduğunu bilmiyor, anneleri kapının dışında gizlice ağlarken çocuklar daha da çok korkuyordu.

Ayşegül’ün hastaneyi pek sevdiği söylenemezdi. Hastane kocamandı ve koridorları çok soğuktu. Etrafta garip bir koku ve hastalığın getirdiği umutsuz bir hava vardı. Doktorların kendisine iğne yaparken aynı soruları sormasını ve değişik sesler çıkaran makinelerden artık sıkılmıştı. Hem korkuyordu hem de yalnız hissediyordu. Neler olduğunu bilmediği her işlem onu daha da korkutuyordu.

Kendisini anlayan tek kişi büyükannesi gibi duruyordu. Bir gün büyükannesi ‘’Yanıma gel prensesim’’ dediğinde kendini değerli hissettiren bu kelimeye ve büyükannesine büyük bir sevgiyle gitti. Kendisine küçükken masallar anlatan bu sıcacık sevgi dolu kadın her zamanki gibi kendini güvende hissetmesini sağlamıştı.

‘’Oldukça korkuyor olmalısın’’ dedi büyükannesi. ‘’Sanırım senin yerinde olsam ben de çok korkardım.’’ Ayşegül ilk kez bir yetişkinin korkudan bahsettiğini hissediyordu. ‘’Seni en çok korkutan şey ne?’’ diye sordu büyükannesi şefkatle.

Ayşegül ‘’ölecek miyim? ‘’ dedi ilk kez sorduğu ve içinde kocaman olmuş korku ile.

Büyükannesi gözlerinin içine baktı ve ellerini tutarak ‘’Sana bu konuda kesin bir şey söyleyemem ancak doktorlar hastalığı yenme konusunda oldukça iyi gittiğini söylüyorlar. Artık gün geçtikçe ilerleyen tedavi yöntemleri ile hastalar iyileşebiliyor. En iyi şekilde tedavi olman için ben, annen ve baban her zaman destek olacağız’’

‘’bunun dışında seni korkutan başka ne var?’’ dedi.

‘’Sanırım neler olduğunu anlamadığım için korkuyorum’’ dedi Ayşegül. ‘’Bazen doktorlar bana ne yaptıklarını söylemiyorlar. Annem ve babam da benimle konuşmayıp dışarda konuşuyorlar.’’

Büyükannesi ‘’ Neler yaptıklarını bilmek seni rahatlatacak mı? Bunu onlara o anda sormanın faydası olabilir’’ dedi.

Ayşegül büyükannesinden aldığı bu destek ile doktoruna sorular sormaya başladıkça aralarındaki ilişki gelişti. Doktor hastalığı nedeniyle kötü hücreler ile iyi hücrelerin bir oyun içinde olduğunu ve bu oyunda iyilerin kazanması için herkesin yardım ettiğini söyleyerek ona yaptıkları tedavileri anlattı. Bu amaçla kullanılan ilaçların bazen yan etkilerinin olabileceğini, midesinin bulandığında ya da saçlarının bazılarının döküldüğünde endişelenmemesi gerektiğini, kendisinin de çok yakışıklı bir kel olduğunu söyledi.

Büyükannesi de her gün geldiği ziyareti ile birlikte doktorun anlattıklarına gülüyorlar hatta abartıp hikayelere çeviriyorlardı. ‘’Korktuğun zamanlarda eve döndüğünde ne kadar keyifli dakikalar geçireceğimizi, arkadaşların ile oynayacağın oyunları düşün’’ diyordu.

Ayşegül bir gün radyasyon makinesine girdiğinde büyükannesinin dediği gibi evini ve hayallerini düşünmeye çalıştı. Her zaman tabiki kolay olmuyordu ama makineyi bir uzay makinesine benzeterek yaşayacağı maceralar hakkında hayaller kurmak durumu daha kolay hale getiriyordu. Hiçbir arkadaşının gitmediği uzay hayatını okula döndüğünde herkese anlatacaktı.

Okula dönmek başta çok zor oldu. Bazı çocuklar sürekli ona bakıyordu, bazıları da saçlarına ne olduğunu sorup duruyorlardı. Eski günlerine dönmek kolay olmadı ancak yakın arkadaşı Esra’nın desteği ile arkadaşlığın önemini daha iyi anlamıştı.

Hala zaman zaman doktora gitmesi gerekiyordu. Bu kontrollerden birinde doktoru ‘’Bana sırrını öğretmelisin’’ dedi.

Şaşırarak ‘’Ne sırrı’’ diyen Ayşegül’e Doktorun cevabı kel kafasını göstererek olmuştu.

‘’Saçlarının yeniden çıkmasının sırrını. Bunca yıldır tek bir tel çıkartamadım.’’

En Çok Okunanlar

Üste Git