PSİKOLOJİ

NEDEN BU MESLEĞİ SEÇTİĞİNİZİ HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

 

 

“ Benim oğlum doktor olacak” “ Benim kızım mühendis olacak” anne ve babalarımızın bizim seçimlerimizi ne kadar yönlendirdiğinin ve bu yönlendirişin bizim hayatımıza ne kadar etki ettiğinin farkında mısınız?

Hangi Mesleği Seçmeliyim ?

Bir çoğumuz yapmak istediğimiz mesleği seçerken anne ve babamızın etkisinde kalırız. Bazen onların yapamadıkları mesleği, bazen hayran oldukları bir kişinin mesleğini… “ Ben karışmam” diyen de oldu alttan verdiği mesajlar ile açık açık söyleyende. Ne kadar karışmam deselerde daha bebekken bile seçimlerimiz için diş buğdayları yapıldı. Partiler ile bebek aklımızın yaptığı resimleri, nesneleri kaçmamız kutlandı. Karışmam, yönlendirmem dense de iyi meslekler seçimi hep övgüyle kutlandı. İlk sorulardı bizlere sorulan ” Büyüyünce ne olacaksın ? ” . Çok azdır ailesinin istediği mesleği seçmeyip içinde mutlu olabilen. Bazen de aileye karşı yapılan bir tepki olarak da tersyöne gidilebilir. Ebeveyn ile kurulan bağın şekli bizi sosyal yaşamımızdan iş hayatımıza kadar etkiliyor. Sadece mesleğimizi seçerken değil mesleğimizi nasıl yaptığımıza, işi yürütme ve çözme biçimimizi herşeyi onlardan öğreniyoruz. İş hayatındaki en önemli olan insan ilişkilerini kurmayı ve sürdürmeyi ilk öğrendiğimiz yer ailemiz değil mi? Anne ile kurduğumuz güven bağı bizi her alanda etkiyecektir. Eş – arkadaş seçimi ya da iş yerinde ki seçimlerimiz. Babamızın otoriter karakteri altında ezilmiş bir insan isek patronumuzdan çekinmemiz çok normal olacaktır. Bir doktor arkadaşım hiçbir başhekim ile geçinemediğini ve sürekli onlardan kaçtığını söylemişti. Babasının sert karakterinden gerçekte kaçan bilinci onu bırakmamış bilinçaltında da otorite figürlerinin hepsinden kaçmasını getirmişti. Şimdi bu doktorun tüm seçimleri ve ilişkileri babasının karakteri ile etkilenmemiş mi? Belki olabileceği başhekimlik kaçtığı için hiçbir zaman kazanamayacağı bir statü olmuş, aslında iletişimi iyi biriyken kuramadığı protokol ilişkisi onu her zaman geride bırakmıştır. Şimdi çevrenizde ki bilgi- birikimi az ama pozisyon olarak yükselen kişilerin sebebini anlayabiliniz mi? Ya da tam tersi bilgi – birikimi çok ama yükselemeyen? Hayatta IQ dan daha değerli olan duygusal zekadır. Duygusal zekayı da oluşturan ve geliştiren ilk yer aile ortamıdır.

 

meslek kart

Böyle bir çok örnek olabileceği gibi en çarpıcı örnek bence Freud’tur. Freud annesinin en değerli ve parlak bir kişi olacağı inancıyla yetişmiş ailenin tek erkek çocuğudur. Küçük Freud da bu isteği yerine getirmek için her zaman canla başla çalışır. Annesiyle kurmak isteyip kuramadığı sevgi ve güven ilişkisinden ötürü kişiliğinde olan problemleri analiz etmiş ve psikanalizi bulmuştur. Ömrü boyunca annesini haklı çıkarmak için bir buluş yapmak ve ünlenmek için çabalamıştır. Ancak o bulamadığı sıcaklığı daima iş arkadaşlarıyla, öğrencileriyle kurmaya çalışmış, onlara aşırı bağlanmış sonra ilk yanlışlarında da insanları hayatından çıkarmış ve alaşağı etmeye çalışmıştır. Annesinin isteğini yerine getirmiş ancak bu istekleri yaparken de annesinden öğrendiği sevgisizliği de yaşamına yansıtmıştır.

Meslek Seçimi

Yani iş tercihlerimizde bulunurken bir yandan da iş yaşamımızı ne kadar etkilediğine inanamıyoruz belki. Hepimiz ya sınav ya sistem kurbanıyız diyoruz. Ancak içimizde bir yerlerde mutlaka onlardan öğrendiğimiz ya da onlara karşı açtığımız bir savaş var. Peki bitmeyecek mi? Tamam doğru ya da yanlış bir tercih yaptık kariyerimizi bilinçaltımızda yönlendirmesine izin vermememiz mümkün mü? Tabiki mümkün. Bir ebeveyn ile yaşanılan bağlanma süreci kadar doğru ayrışma da önemlidir. Bunu farkettiğiniz anda süreciniz daha hızlanacaktır. Farkında olduğunuz ya da olmadığınız bir sürü etkilerinden kurtulursunuz. Psikolojik tedavi süreçlerinin amacı farkındalığı oluşturmaktır. Siz bu durumu kabullerek farkında olduğunuz zaman patronunuza ve iş arkadaşlarınıza bakışınız değişecektir.

baskiciaile

 

Şaka olarak da söylense “ çocukluğunuza inelim” süreci doğrudur. Bizim bu halde olmamızı sağlayan çok önemli süreçlerden geçtik bilerek ya da bilmeyerek. Bu durumu özetleyen en güzel cümle : “ ne kadar kendimizin efendisi ne kadar da başkalarının efendisiyim”

 

 

En Çok Okunanlar

Üste Git