KADIN & ERKEK

NEDİR BU İNSANLIĞIN NORMALLİĞİ?

 

Yaşadığımız normallik nedir ve neden normalliğe ulaşmaya çalışırız? Herkes bir sorun anında normal olduğunu iddia eder değil mi? Freud çevrenin normalliğine uyum sağlamaya çalışırken içsel çatışmalarımızın arttığını söyler.

Normal Olmak Ne Demektir?

Nedir bu içsel çatışmalar peki? Şöyle düşünün: her insan bir mizaçla doğar. Kimi daha kırılgandır kimi daha vurdumduymaz.. Her çocuk doğduğu mizaca uygun yetişme ortamına doğmaz ne yazık ki. Enerji ile ilgili bilimlerde her ne kadar ailelerimizi bizim seçtiğimiz söylense de genel anlamda ailemizi bizim seçmediğimiz bizim inancımızdır. Ve her din ve ahlak yapısında aileye olan saygı ve hürmetin dayatılması ile değil eleştirmeyi ailelerimizin sorunlu olduğunu görmeyi dahi reddederiz. Bizim toplumuzda ego sorunu var derler ancak çok ciddi bir süperego baskısı vardır ortada. Bu nedenle hangi ailede doğarsanız yetiştirilirken sizin mizacınızdan ne kadar saptığınızla orantılıdır normalliğiniz. Krishnamurti’nin dediği gibi “Sağlıklı olmanın ölçüsü, içten hasta bir topluma uyum sağlamak değildir.” Tarzan filminde o nasıl hayvanlar büyümesi sonucu bir çok ahlaki değerden yoksunluğu normallik olarak algılıyorsa bizim normallik algımızda farklıdır. Örnek onla bu aynı şey değil dedirtse de en ağır örnek ile anlatmak istedim yetiştirilen yerin önemini. İşte bu noktada bizim şu anda ki normallik anlayışımız hayatının 16 yılını eğitim adı altında harcamış, sonrasında ise iyi! bir yerde işe girmiş ve hayatını idame ettirebilen insan geliyor. Hatta evlenmiş, çok iyi bir yerde ev almak için kredi çekmiş o krediyi ödemek için daha çok çalışmak zorunda kalmış, herkeste var onda da olmalı normalliğine ulaşmak için bir de araba kredisi çekmiş ancak bunları öderken o kadar çok çalışmak zorunda kalmış ki trafikten arabasına binememiş ve yine trafikten evine ulaşamamış insana biz normal diyoruz. Sonu gelmeyen reklamcılığın hilelerine kanarak içinde yaşadığımız gezegene zarar versek bile bir çok ürünü kullanmaya devam ederiz. Kullanmayıp bunlara karşı koyanı anormal kabul ederiz. Bu şekilde zihnimizi bastırarak kendi içimizde düşünmeyerek hayata devam ederiz. Pasif ve yaratıcı olmamak işimize gelendir aslında. Düşünmeye zorlandığımız noktada kaygılarımız artar ve bastırmaya çalışırız.

NORMAKNormal Mi, Anormal Mi?

İşte tam da bu noktada bir anlığına durur ve düşünürsek, bu şekilde yaşamanın ne kadar da hastalıklı olduğunu farkedebiliriz. Hatta etrafa bakarsak onlarında ne kadar normallikten uzak olduğunu görebiliriz. Herkesin içinde bulunduğu durumdan ne kadar muzdarip olduğunu ve mutsuzluğun farklı belirtilerini anlayabiliriz. Hayatı çoğu insan gibi yaşamanın amacı nedir? Hayatı kendimizin istediği yönde yaşayabilmek ve mutluluk orda yatarken… İlk aşama ne istediğinizi bilmektir. Normal olmaya çalışırken kendinizle olan vakitlerinizi kaybettiğiniz için bu sorunun ilk cevabı bilmiyorum olacaktır. Ancak kendinizle başbaşa kaldığınızda gerçekten ne istediğinizi bilebilirsiniz ve normalliği inkar ederseniz işte o noktada başlayabilirsiniz. Neredeyse herkesin yalan içinde yaşadığı bir dünyada gerçeği dile getirmek oldukça riskli bir davranıştır. Gerçeği konuşmak demek geleneğin güncelliğine karşı gelmek, sürü psikolojisiyle zıtlaşmak ve karşılaşılabilecek zorluklara rağmen kendi yolunda gidecek güce sahip olmaktır.

 

Ancak bastırmaya çalıştığınız iç sesiniz uzun zamandır size hayatın daha iyi bir şekilde yaşanabileceğini söylüyor. Bu sese güvenmelisiniz çünkü bu ses doğruyu söylüyor. Bu sesi dinlemek başarılabilecek en zor şey de olsa, dikkate alınmaya değer tek şeydir.

 

En Çok Okunanlar

Üste Git