YETİŞKİN

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK HAYATINIZA ENGEL OLMASIN !

 

Sürekli olarak bir şeyler yapmak istiyor ama yapamıyor musunuz? Her güne yeni fikirler üretiyor, herkesin yaptıklarını gözlemliyor, yarın kesin yapacağız diyerek yatıp, sabah kalktığınızda içinizdeki cesaretli çocuğun uykusu mu geliyor? Ertelemek hayatınızın ana sorunlarından biri haline mi geldi? Artık aklınız ile bedeninizi tutan esaretin ne olduğuna anlam veremeyerek delirme noktasına mı geldiniz? O zaman doğru yazıyı okumak üzeresiniz…

 

DÜŞTÜĞÜNÜZ İLK ÇUKUR

 

Öncelikle neden durum böyle gelin görelim. Bir filin nasıl eğitildiğini bilir misiniz? Daha çok küçük yaşlarda filler için bir çukur kazılır. Ve o çukura farkettirilmeden düşürülen fil, bundan sonra eğitimini sağlayacağı kişi tarafından kurtarılır. Kısacası fil eğiticisinin onu kurtardığı fikri ile o kişiye bağlanır. Yani bir çeşit vefa ya da minnet duygusu fillerin eğitiminde büyük önem taşır. Gelin görün ki biz insanlarda da durum fillerinkine çok benzerdir. Yetişirken yaşamımıza dahil olan birincil kişiler tarafından ya o çukura düşürülür ya da o çukurdan çıkamayacağımız fikri bize aşılanır. İşte biz buna öğrenilmiş çaresizlik diyoruz.

 

DENEMEKTEN VAZGEÇMEYİN!

 

Nedir bu öğrenilmiş çaresizlik? Kişinin herhangi bir durumda çok sayıda başarızlığa uğrayarak birşeyler değişse de hiçbirşeyin değişmeyeceğini düşünmesi durumudur. Tanımı tam olarak bu olan öğrenilmiş çaresizlik aslında bir çoğumuzun içinde yaşadığı ve çıkamadığı durum olarak tanımlanır. Bir konuda çokça başarısızlığa uğramış kişi ya da bazen küçük yaşlarda hayatının birincil bakıcıları tarafından (anne, baba ya da öğretmen vb.) başarısızlığa bir kaç kez uğratılmış kişinin tekrar denemekten vazgeçmesidir. Bu da demek olur ki kendinden vazgeçme halidir. Bir konuda başarısız olacağı fikrine sahip olan biri herhangi bir durumu tekrar deneyebilir mi? Ne yazık ki bu inanç kalıbına ve çok derinlerde yatan başarısızlık hissi ile harekete geçemez.

GEÇMİŞİN TRAVMALARI GERÇEK DEĞİL!

 

Geçmişteki acı deneyimlerinden çıkarılan negatif şartlanmalar bugün ki davranışlara engel olur. Hayal kırıklığı, stres, üzüntü, kaygı, utanç duyguları ile önünde aşılamaz bir set gibidir. Herkesin yaptığını görür ancak kendi bir adım dahi atamaz. Bu kişiler gerçek potansiyelini ve gerçek gücünü ortaya çıkaramaz. Kendi zihninin koyduğu sınırların ötesine ne yazık ki geçemez.

 

PİRE DENEYİ

 

Öğrenilmiş çaresizlik ile ilgili meşhur pire deneyinden bahsedelim. Pireler 30 cm lik bir cam fanusun içine konulur. Alttan ısıtılan fanusun içindeki pireler zıplar ve çıkarlar. En doğal olanı da budur, yanmamak için ortamdan kaçmak. Sonrasında üstü kapatılan cam fanusu yine alttan ısıtınca pireler zıplar ve kapağa çarpalar. Bir kez dener, iki kez dener ancak fanus boyutu olan 30 cm çapında zıplayabilir. Alttan ısıyı verdikçe zıplamaktan vazgeçmez ama burada bir şey öğrenir. ‘’30 cm den fazla zıplayamıyorum’’ Sonra zamanla kapak açılır ancak gelin görün ki bizim pireler 30 cm den fazla zıplamazlar. Kapağa çarpacakları korkusu onların daha fazla zıplamamalarına neden olur. Öğrendiklerinin dışına çıkamaz ve özgürlüklerine kavuşamazlar.

 

Pirelerin zamanla öğrendiği bilgi ile fanusun kapağını kendi zihinlerine yerleştirir. O tavan artık dışarıda değil canlının kendi içindedir. Bu durumda en zoru da dış etkenleri aşmak değil iç etkenleri özellikle de zihinsel etkenleri aşmaktır. Bizim de yaşamımızda zamanında konulmuş dış etkenler ile dışarı çıkamayacağımız korkusu içimizde iç çatışmaya neden olur. Kendi aklımız yapabileceğimizi söylerken, küçük yaşlarda öğrendiğimiz ve ne yazık ki bize ait olmayan iç sesler yapamayacağımızı söyler. Rezil olacağımızı, bize güleceklerini, zaten bizim hep hata yaptığımızı… Ve ne yazık ki bu sesler hep bizim ezberimiz olmuştur. Biz de ezberlediğimiz gibi yaşamaya devam ederiz. İnsanın en rahat ettiği yer alıştığı ve bildiği yerdir. Çünkü insan kendi inandığına denktir ve sadece onu yaşar.

EN BÜYÜK DÜŞMAN : ERTELEME

 

Bugün ertelemenin bile ardında bulunan bu öğrenilmiş çaresizliğin en büyük çözümü cesarettir. Bir kez bile olsa kendini dinleyebilme halidir. Acaba içinizdeki ses konuşmadan önce, zihniniz size neleri yapabileceğinizi söylüyordu. Hani bedeninize tutsak ettiğiniz zincirler devreye girmeden önce… Ne konuşuyordunuz kendinizle? Hangi fikirleri üretiyordunuz? Bugün başarılı dediğimiz kişilerin bir çoğunun başarısızlık hikayelerini okuyoruz. Onların sizden farklı yaptığı tek şey başkalarının sözlerini içinden çıkararak, bugün kendine ait sözleri koymaları. Başarının en temel noktası da öğrenilmiş çaresizliğin çıkış yolu da kendin olmaktan geçer. Geçmişin prangalarından kurtulmak bu yüzden önemlidir. Her ne yaşadıysan ve her kim sana başarısız olduğunu, yapamayacağını söylediyse yalan! Bence dön bir bak kendine, dün ki çocuk çoktan geride kaldıJ

 

 

En Çok Okunanlar

Üste Git